Sanki Maldivler! – Arnavutluk, Ksamil

Nereyekaçsak ekibinin Sarande ve Ksamil paylaşımlarını ağzımın suyu akarak izledikten, üstüne bir de Arnavutluk için vize gerekmediğini öğrendikten sonra ucuz bilet arayışlarını hızlandırdım ve temmuz sonu ağustos başı gibi Arnavutluk’un altını üstüne getirmeye karar verdim. Her gezi öncesinde yaptığımız gibi tüm blogları ve gezi yazılarını didik didik inceledikten sonra gezilecek yerler listesini hazırladık. Dört günde yaklaşık 1000 kilometrelik bir rota ortaya çıkınca araba kiralamak kaçınılmaz oldu ki, o müthiş koyları araba olmadan keşfetmemiz de mümkün değildi zaten..

ksamil plajları

 

Biz gezimizi deniz güneş ağırlıklı planladığımız için konaklamayı Saranda civarında yapmaya karar verdik. Booking’den 9.6 puan alan Nossa Cossa Apartments’ı dört gece icin 160 euro karşılığında kiraladık. Tesisin sahibi Vaggelis biz gitmeden önce attığı maillerle, tesise ulaştığımızda gösterdiği misafirperverlikle ve önerdiği restoranlarla bizden tam puan aldı. Kiraladığımız daire dışında tesisin hoş detaylarla olusturulmuş bahçesini de rahatlıkla kullanabiliyorsunuz. Tek sorun otelin bir yolunun olmamasıydı fakat aracımız olduğu için bu konu da bizim canımızı hiç sıkmadı. Zenginlik konforlu bir şey 😁

 

ksamil ile ilgili görsel sonucu

 

Uçak bileti alırken sabah saatlerinde inip akşam saatlerinde dönmeye dikkat ediyorum. Böylece günü maksimum verimle kullanabiliyorsun. Türk Hava Yollarının Arnavutluk uçuşunu bu yüzden çok sevdim. Sabah 8:10’da binip bir saat yirmi dakikalık bir uçuştan sonra yerel saatle 8:30’da alanda olduk. Europcar’dan kiraladığımız aracımıza yerleştik ve vakit kaybetmeden düştük yollara. Gitmeden önce telefonuma indirdiğim maps me adlı navigasyon programı sayesinde aradığımız her yeri kolayca bulduk. Çevrimdışı da teklemeden çalışan bu programı herkese şiddetle tavsiye ederim.

Gelelim gezilecek yerlere… Kendinizi Maldivler’de hissetmenin en ucuz yolu burası arkadaşlar 🙂

Dhermi Beach:

Ilk gün planımızda tesise ulaşmadan önce Arnavutluk’un en popüler plajlarından Dhermi Beach’te güneşi batırmak vardı. Havaalanından çıktıktan sonra Durres üzerinden Sarande’ye doğru rotamızı olusturduk. Okuduğum bloglarda Durres plajından da övgüyle bahsediliyordu fakat beş gün boyunca yüzdüğümüz efsane koyların büyüsünden midir bilinmez Durres Plajı beni pek kazanamadı maalesef.

dhermi beach ile ilgili görsel sonucu

Sarande/Ksamil:

Biz Sarande merkezde kalmamıza rağmen Sarande’de denize girmedik. Buradaki beachler diğerlerine göre daha donanımlı. Denize kurulan kaydıraklar veya su sporları yapabileceğiniz plajlar var. Biz daha çok el değmemiş koyları keşfetmeye kendimizi adadık ve Sarande’ye 10 kilometre mesafede yer alan Ksamil’e doğru yola çıktık. Burada plajlar, kafe&bar tarzı işletmelerin kullanımında. Biz yüzerek karşısındaki adaya da ulaşabileceğimiz bir kafeyi tercih ettik. Güneşin batısına yakın deniz bisikleti kiralayarak denize açıldık ve ömrümüzce unutamayacağımız güzellikte bir manzara eşliğinde sevdiğimiz müzikleri dinledik. Şiddetle tavsiye edilir 😍

 

Saygıdeğer ablam- Çiğdem Kayrak

 

Butrint Antik Kenti:
2. Günümüzü Butrint ve Mavi Göz ‘e ayirdik. Bir karşılaştırmak yapmak doğru olmayabilir fakat Butrint beni Atina’daki Akropolis’den daha fazla etkiledi. Girişindeki upuzun ağaçlar, antik sular içerisinde kalmış kalıntılar oradaki yasanmisliklarin izlerini yüzyıllar sonrasına taşıyor.

Mavi Göz: Mavi Göz  (Blue Eye/ Syri Kalter) girişinde bana Masukiye’yi, devamında Azmak Çayı ‘nı anımsatsa ve bizim ülkemiz çok daha güzel dedirtse de Arnavutluk seyahatinde görülmesi gereken yerler arasında. Yaklaşık 10 metreden benim ayağımı bile değdiremediğim soğukluktaki suya atlayan abiler de bu yazıda yer almayı sonsuz hak ediyor bence 😁

Gjirokaster: Unesco tarafından koruma altına alınan bu  ‘Taş Şehri ‘ görmek için temmuz ayını seçmenin oldukça yanlış bir tercih olduğunu arabayı park ettikten yaklaşık 10 dakika sonra fark ettik ve panoramik bir tur yaparak Adriyatik’in serin kollarına geri döndük 😁

 

Manastır Beach:
Araştırmalarımda Arnavutluk’un en iyi beş plajından biri olarak gözükse de biz gittigimizde dalgalı bir denizle, plajda dolaşan ineklerle karşılaştığımız ve çok daha iyi alternatiflerimiz olduğunu bildiğimiz için bu beachten kaçarak uzaklaştık.

Havana Beach:

Nasıl anlatsam, nerden başlasam diyen Mfö şarkısı geliyor aklıma Havana Beach deyince.. Bir deniz düşünün dibindeki taşları sayabiliyorsunuz. Bir deniz düşünün denize attığınız ikinci adımınızda rengarenk balıklarla yüzüyorsunuz. Kalbim Ege’de kaldı diyen Sezen’e inat kalbimiz Havana’da kaldı bizim. Tek soru işareti, plajın çok yakınında yapımına başlanan villalar.. Onlar bittiğinde plajın nasıl etkileneceğini merak ediyorum.

havana beach albania ile ilgili görsel sonucu
Havana Beach bitch

Bunec Beach:

Buz gibi suyuyla bir ırmağın denize döküldüğünü, siz denizde yüzerken yer yer o soğuk suyun sizi serinlettigini düşleyin. Bunec Beach’e hoş geldiniz. Burada tek sorununuz havanın kararması ve dönmek zorunda kalmanız olacak.

Bunec Beach’te gün batımı..

 


Minik minik Arnavutluk Notları;

Arnavutluk senelerce kominist rejimle yönetilmiş bir ülke. Turistlere yönelik hediyelik eşya satan dükkanlarda bile efsane liderleri Enver Hocanın minyatür heykellerinin satıldığını görüyorsunuz.

Arnavutluk’ta kendinizi Turkiye’ye gelmiş bir Isvec’li gibi hissedebilirsiniz çünkü 1 Türk Lirası tam 33 Lekeye denk geliyor. En lüks restoranlarda, en havalı cafelerde bile ödediğiniz rakamlar Arnavutluk’a daha fazla sevgi duymanıza sebep oluyor. Beachlerde şezlong ücreti 400-600 leke arasında değişiyor. Bira için 200 leke, kahve için 150 leke, bir kilo meyve için 300 leke, bir kilo et için 1600 leke ödüyorsunuz. En popüler mekanda deniz kenarında rakı balık yapıyor ve 3000 leke bırakıyorsunuz. Yedikçe yiyesiniz, yüzdükçe yüzesiniz geliyor bu ülkede 😁 Halkı da son derece yardımsever ve güler yüzlü.

Arnavutluk’ta ilk dikkatimizi çeken 200 metrede bir benzin istasyonlarının yer alması oldu. Benzin biterse yolda kaliriz sorunu yok denecek kadar az. Trafikte sürücüler oldukça dikkatli ve İstanbul trafiğine göre çok yavaş ve sabırlı araç kullanıyorlar. Buna rağmen kazalar ve yaya ölümleri çok yogun. Yollarda çiçekler ve anıt mezarlara sık sık rastlıyorsunuz. Yollarda yaya kullanımı için kaldırım veya yayalara ayrılmış bölümler yok. Bu sebeple midir bilinmez yayaların araç yollarına atlamasına veya yolun ortasında sohbete dalmasına sık sık şahit olduk.

Kapanış…

Öneriler:

– Havaalanındaki exchange office yerine şehir merkezlerindekini kullanin.

– Araba kiralayarak sakin koylarda yüzün.

– Orikum’da göbek atan adamların yönlendirdiği restorantlarda kuzu çevirme yiyin.

– Ksamil yolu üzerindeki The Mussel House Restourant’ta midye çorbası için (Akşam saatlerinde)

– Himare’de yöresel rakının tadına bakın.

– Bolca et ve balık yiyin.

– Syri Kalter’e çivileme atlayın.

 

  • Yazı için sevgili ablacığım, Çiğdem Kayrak’a çok teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir