Kültür&Sanat Patlaması Şehir: Viyana, Avusturya

Ucuz bilet buldu mu yamyam gibi saldıranlar derneğinin başkanı ben ve ablam, Viyana’ya hem de bayram zamanı çok ucuza bir bilet bulmuştuk. Sadece 107 tl’ye aldığımız (yani sen bu paraya Taksim’e gidiyorsun anca) Viyana biletini dönüşte Budapeşte ile birleştirerek kısa bir Avrupa turu yapalım dedik. 2 gün Viyana 2 gün ise Salzburg olmak üzere Avusturya’da harika zamanlar geçirdik. Avusturya gerçekten Avrupa’nın en güzel ülkelerinde baş sıraya oturabilir. Kültür ve sanat faaliyetlerinin başkenti olan bu güzel şehri gelin birlikte tanıyalım.


Viyana’da Ulaşım: Viyana’da sadece bir tane havaalanı olduğu için şanslı mısınız yoksa şanssız mı bilinmez. CAT isimli trenleri şehirlerarası çalıştığı gibi şehir merkezinden de geçiyor ama çok pahalı! Bu nedenle sizin için en mantıklısı, SBahn kullanarak herhangi bir aktarma noktasına gelmek. Buradan da yine  UBahn ve SBahn kullanarak kalacağınız noktaya gitmek.

Viyana tabii ki ulaşım konusunda çağ atlamış durumda. En son Berlin’de bu kadar geniş bir ulaşım ağına şahit olmuştum. Eh Avusturya’da küçük almanya olduğundan dolayı aynı sistem burada da işliyor.Ulaşım için bir kez bilet alabilirsiniz çünkü kontrol yok 🙂 Ama ben riske giremem derseniz de 48 saatlik kullanım, 12,50 euro.

 

http://1.bp.blogspot.com/-DaPQTqfBRj8/UdnQ8IZQduI/AAAAAAAADYY/gtroZRGcKjI/s1600/vienna-metro-map.png
Bu ulaşım haritasına şehrin her yerinden erişebilirsiniz ama ben yine de paylaşayım. Ne kadar bağlantılı ve büyük görün 🙂

Viyana’da Konaklama: Viyana’da konaklama gerçekten çok pahalı. Özellikle de yaz döneminde. Uzun süre uygun konaklama kovalasam da bulamadım. En sonunda Airbnb’den ev kiralamaya karar verdik. Viyana’da 2 gece 3 gün kalacaktık ve 3 kişi olduğumuz için bunu yapmak mantıklı geldi. Gezilecek yerlere çok uzak olmayan aynı zamanda toplu taşımaya da yakın olan sevimli bir ev bulduk. Ev sahibimiz Alina (evi buraya tıklayarak görün) kendisi gelemese de arkadaşı aracılığı ile bize anahtarı iletti. Ev şansımıza Türk mahallesinde çıktı! 🙂 Yeme içme konusunda da hiç sıkıntı yaşamadık bu yüzden, eve çok yakın Pamukkale Market vardı mesela oradan alışveriş yaparak kahvaltı ve akşam yemeklerini evde hallettik 🙂 2 gece için temizlik dahil 3 kişi 479 tl ödedik. Ki, bu euro bazında 115 euro filan ediyor. Viyana’da bulabileceğiniz en uygun fiyat!

Parklar ve bahçeler konusunda çağ atlamış bir şehir!

 

VİYANA’DA GEZİLECEK YERLER

Hofburg Sarayı: Maşallah saraydan geçilmeyen bir şehir olduğu için göreceğiniz saray resimlerinden sıkılmamanızı rica ederim 🙂 Burası imparatorluğun kışlık sarayı olarak kullanılıyormuş zamanında. Arazi çok olunca buldukları yere mevsimlik saray dikivermişler gayri. Şehir merkezinde bulunan bu saray şu sıralar resepsiyonlar için sıklıkla kullanılıyormuş. Öyle ki, biz gittiğimizde de zaten bir davet vardı. Giriş ücreti: 12,5 euro.

 

Turistik bir alanı boş bulunca BEN.

 

Belvedere Sarayı: Viyana kuşatması sırasında düşman ordusunu başarılı biçimde geri püskürtmesi sebebiyle Prens Eugen Savoy’a hediye olarak verilmiş bu saray. Şöyle akşam güneşi tam üstüne batarken ziyaret ettiğimiz Belvedere Sarayı bizce içini gezmeye değer bulunmadı 🙂 Çünkü çok pahalı asdfgh 14 euro ücreti var. Eğer 14 euro bana batıyor derseniz buyrun efendim. Her gün 18:00’a kadar açıkmış.


Schönbrunn Sarayı:
Kışlık saray olur da yazlık olmaz mı efendim. Tabii ki de var. Koskoca Kraliçe Sisi’nin yazın kışlık sarayda oturacak hali yok heralde! Schönbrunn çok büyük bir saray olduğu için öyle hemen gezmek kolay değil. Bu yüzden gezi için 2 tur yapmışlar. Birisinde 22 oda, diğerinde ise 40 oda gezebiliyorsunuz. Biz 22 odayı gezmeyi uygun bulduk ve bu tur için kişi başı 17 euro ödedik. Şimdi size, bu ücret çok gelmiş olabilir ama inanın değiyor. Ayrıca bu kısımda şöyle bir çakallık yapabilirsiniz. Mesela biz 3 kişiydik ama 2 bilet aldık. Yani öyle almış ablam farkında değil 🙂 2 kişi geçtikten sonra 3. kişi yani, BEN geçemedim tabii. Abim tam gaz ilerlerken biletimizin okumadığını söyledik ve şak diye geçtim. İşte Avrupa, işte medeniyet işte çılgın Türkler! 😀

 

Sarayın bahçe tarafı. Glory olarak adlandırılıyor. Biraz uzun bir yürüme mesafesi. Ama inanın vardığınızda harika bir manzaraya bakıyorsunuz.

 

Schönbrunn gerçekten harikulade bir saray. Özellikle Viyana’da çok Türk’ün yaşamasından ötürü Türkçe rehberlik hizmetinin olması da cabası. Odaları koordineli bir sistemde gezerken en azından yaşanmışlıkları da öğrenerek hayal edebiliyorsunuz benim çok hoşuma gitti.

Hundertwasserhaus: Şu binayı bulup 2 fotoğraf çekicez diye anamız ağladı resmen. Binmediğimiz toplu taşıma kalmadı. En sonunda navigasyon açıp yürüye yürüye bulduk. Aslında pek bir mahareti yok ama turistik oluvermiş işte. Binanın altında çok şirin bir kafe var. Orada bir şeyler içip vakit geçirebilirsiniz. Ayrıca sokağın hemen yanında da hediyelik ürünler alabileceğiniz bir pasaj var. Fena bir yer değil.

Stephansdom Katedrali: Buranın gece görüntüsü daha güzel ama ben çekmemişim 🙂 Viyana’nın merkezi tam burası. Stephansplatz. Neye binseniz buradan geçer. Barcelona Katedraline benziyor bence mimari açıdan ama aşırı görkemli, baya güzel duruyor. İçini gezmek bedeve. Fakat biz gittiğimizde restorasyon vardı bu nedenle gezemedik. Ayrıca katedralin bulunduğu yerde birçok ünlü restoran ve mağaza da mevcut.

Müzeler Bölümü

O kadar çok saray, o kadar çok müze var ki insan gezerken “ay bu neydi?-  gezdik ama adı neydi buranın ya?” şeklinde düşünmekten aptal oluyor. 🙂

Ring caddesinin (Parlementonun da bulunduğu cadde) sağından dolundan kaybola kaybola bir anda önüne çıkıverdiğimiz bu müze dolu bahçe bizi bizden aldı. Kocaman yemyeşil bir alana kurulmuş, içerisine Viyana’nın en özel 2 müzesi bulunuyor. Sanat Tarihi Müzesi ve Doğa Tarihi Müzesi.  Müzelerin içerisinde çeşitli arkeolojik eserler, kuşatmalar sonrasındaki tarihi eserler ve Habsburg hükümdarlarının yüzyıllar içerisinde topladığı eserler mevcutmuş.  Zaten Viyana’nın heryerinde mimari açıdan doyabilirsiniz bunun yanı sıra devasa bahçelerinde de günün keyfinize bakabilirsiniz.

Buranın en güzel yanlarından biri de tabii bahçelerinin güzelliği. İnsanlar müzeye gelsin ya da gelmesin bahçesini dinlenme alanı olarak kullanabiliyor. Biz de öyle yaptık 🙂

 


Opera Binası:
Zaten buranın önünden geçmemek imkansız gibi bir şey. Eğer bu görkemli yapıda bir gösteri izlemek istiyorsanız birkaç yüz eurocuğu cebinizden uçurmanız gerekecek 🙂 Dünyanın sayılı operalarından birisi olan Viyana Operası da bunu hakediyordur heralde. Benim o kadar bütçem olmadığından içine girip bir gösteri izleyemedim ama dış mimarisi de muazzam.

 

Viyana Prater Park: Viyana’ya uzun soluklu geldiyseniz eğer 1 gecenizi bu parka ayırabilirsiniz. Oyuncaklara tek tek binmeye kalkarsanız epey külfetli olsa da, kombo bilet alırsanız 65 euro ile sınırsız eğlencenin keyfini sürebilirsiniz. Biz de gece 11.00 sularında ziyaret ettik. Şu ana kadar gördüğüm en büyük dönme dolaptı, insan bakarken bile heyecanlanıyor. Ayrıca çok değişik kusturucu cinsten aletler de vardı.  

İşte bizim Viyana’da gezip gördüğümüz yerler bu şekildeydi. Birkaç yeme&içme önerisi de paylaşacağım tabii ki. Herkesin bildiği gibi Şinitzel’in ana kucağı Viyana 🙂 Ondan da yedik elbet.

Figlmüller: Rezervasyonsuz yer bulmanın çok zor olduğu Şinitzelin babası olarak kabul edilen bu restoranı zaten tüm bloggerların sayfasında göreceksiniz ama adettendir ben de 2 kelam edeyim. 2 restoranları mevcut ikisi de birbirine çok yakın yerlerdeymiş ama biz Figlmüller Bäckerstraße olan da yer bulabildik ve orayı ayırdık. Dana ve tavuk olmak üzere 2 çeşidi var. Şinitzel 12 euro eğer yanında patates de alırsanız 15 euro gibi bir şey oluyor. Patateslerin porsiyonu da şinitzel gibi çok büyük olduğundan 3 kişiye 2 tane almak mantıklı. İçecekle birlikte kişi başı 20 euro gibi bir fiyata Viyana’nın en ünlü yemeğinden yiyebiliyorsunuz yani. Ayrıca ben öyle abartıldığı kadar tapmadım.

Food blogger olmadığım maalesef güzel yemek fotoğrafı çekemiyorum, sadece yemeye odaklıyım asdfghj.

Demel Pastanesi: Yine blogger abartması olan bir mekan 🙂 Aman yemeden dönmeyin, aman gitmeden gelmeyin. Aman aman. Gitmeden de dönseniz, yemeden de dönseniz ölmezsiniz! Turist kazaığı da cabası. Meşhuuur mu meşhur Sacher Torte’sinden yiyelim dedik. (Adını almanca olarak asla bir kere de söyleyemezsiniz) Bence kakaolu kekten hiçbir farkı olmayan, dümdüz bir tatlı yani. Türk mutfağı tatlı anlayışına kesinlikle uymadığını söyleyebilirim. Hatta biz bunu yedikten sonra gidip üstüne 2 top da dondurma yedik 😀

 

Bim’de bulunan mini kakaolu kek bundan daha güzel.


Dediğim gibi biz evde kaldığımız için özel mekanlar dışında dışarıda çok yemek yemedik. Kaldığımız bölgenin adı, Reumannplatz idi. Türk mahallesi zaten 🙂 Rahatlıkla Türk lezzetlerini bulabilirsiniz. Börekçiden, kasaba, Pamukkale marketinden, nargile kafesine kadar her şeyimizle buradayız. Gönül rahatlığıyla gidip İstanbul’daymış gibi takılabilirsiniz.

Önemli hatırlatmalar,

Su: Ülke Alplerin ciğerinde olduğu için sokaklarda çeşmeler var. Ve Bingo! sular maden suyu değil. Şişenizi doldurup doldurup için. Suya para yok 🙂

Bütçe: 2 gece 3 gün için max 200 euro yeterli.

Umarım yararlı bir rehber olmuştur. birkaç gün sonraki yazımda da Viyana’dan çıkıp muhteşemmm benim bebeğim Salzburg’a doğru gideceğiz, göreceğiniz manzaralara karşı ağzınızın suyu akabilir fotoğraf olarak çok hazırlıklıyım 🙂 Go go go!

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir