1 Günlük Şehir: Atina / Yunanistan

Yazının şarkısı: Petros Lakovidis -Vale 💘 (Vale, Yunanca aşkım demekmiş)

Burnumuzun ucunda olduğundan mıdır bilinmez, Atina’ya gitme düşüncesi hep uzak kaldı bana. Adalara gitmek yeterli geldiğinden Atina fikri bir türlü oturamamıştı. Zaten çok da “kaçırılmaması gereken şehirler” listesine girmiyor açıkçası! Atina için maksimum 3 gün yeter muhabbetlerinden falan uzak durun zaten. 1 gün bile yeter! Pegasus’tan ucuz bileti buldunuz mu hiiçç kaçırmıyorsunuz. Hem komşu göreyim de hem de Avrupa’da bir yer olsun diyenlerin ilk durağı burası zaten. Hoş, biz onlardan daha Avrupalıyız ama neyse.

Athens Travel Guide: where to stay, what to do, where to go and more.:

Ulaşım:
Uçuş yaklaşık 1 saat 20 dk falan sürüyor. Atina Havalimanı şehir merkezine 45 dk kadar uzak bir yerde kalıyor. İner inmez metro tabelalarını takip ederseniz hemen bağlanıyorsunuz zaten. M3 metro hattı şehrin en önemli 2 meydanı olan Syntagma ve Monastraki‘den geçiyor. M3 metro biletinin fiyatı 10 euro. Gidiş&Dönüş 18 euro fakat bunlara gerçekten hiç gerek yok. Bizdeki gibi turnike sistemleri olmadığı için elini kolunu sallayarak geç. Yani yol yine beleşşşş. Bütçe dostu muyum blogger mıyım neyim ya? 😂
Nooo, ben kendimi riske atamam ille de ödücem derseniz; 3 günlük full pass 22 euro. tek seferlik bilet ise 1,40 euro.

Çok sevimli bir sokaktı, çekmeden duramadım 🙂

Konaklama:
Biz Elikon isimli bir otelde kaldık. 2 gecesine 100 euro ödeme yaptık. Harikulade bir yer değildi elbet ama 2 gün için yetti. Metroya 200 metre mesafede olması işimize yaradı açıkçası. Linki burada bakabilirsiniz.


Bütçe konusuna gelirsek, gayet uygun olduğunu söyleyebilirim. Örnek vermek gerekirse 2 günlük konaklama için mükellef yerlerde takılarak maximum 150 euro harcarsınız. Mükelleften kastım, sabah kahvaltısında yumurtası – pankeki, akşam yemeğinde tavernası, gecesinde ise bir kokteyli hüpletirsiniz yani 🙂 Ama yok ben daha ekonomik olmak zorundayım diyorsanız o zaman size 100 euro kafidir. (+50 euro gece hayatı işte)

Su büfe gibi yerlerde 75 cent – Poğaça 80 cent/ 1 euro – Gyros 3/5 euro – Kokteyller 8-10 euro – Taverna’da yemekler 10-15 euro vs. Aşağı yukarı anladınız siz 🙂

 

ATİNA GEZİLECEK YERLER:

Bundan daha iyi pozu da başka hiçbir yerde bulamazsınız 😛

Acropolis:


– Giriş ücreti 20 euro

Acropolis eşitti Atina! Harbiden burası da olmasa Atina yerine bizim köye gittiğimi düşünebilirdim. Yunan mitolojisini çok sevmeme rağmen, sanki biraz da abartmamış mısınız be kardeşim diyesim geldi! Şehrin tüm noktalarından rahatlıkla görebileceğiniz bu yapı M.Ö 5. yüzyılın ikinci yarısında tamamlanmış. Yani kaç bin yıllık siz hesap edin. İlk baktığınızda ulan ben buraya nasıl tırmanıcam ya diye düşüneceksiniz. evet düşünün zaten. Haritadan bakınca metro sanki önüne kadar gidiyomuş gibi görünüyor ama metrodan sonra çok yolun var benden söylemesi! İçeri girmeden mutlaka su, kuruyemiş falan al yanına. Enerji emiyor enerji!

Bir de Acropolis’te sigara içmek yasak. Abim artık çıkışa geldiğimizde dayanamayıp yakmaya karar verdi. Şöyle kimsenin görmeyeceği bir yerde içerim ben deyip kabak gibi meydanda içmeye başladı. Biz de yanındayız tabii. Bir tane Yunan rehber gördü bunu, burada içemezsin dostum, biraz saygın olsun bilmem ne dedi. Ben de abime laf attı ya hemen atıldım tabii. Hiçbir yerde uyarı görmedik, zaten turistiz hadi işine bak falan diyorum adama gitsin diye. Duruyo tepemizde çarpık ingilizcesiyle bırbır Acropolis tarihi anlatıyor. Neyse adam tam sustu-  bu sefer de abim sigarayı koskoca 5bin yıllık Acropolis’in taşı üstünde söndürmesin mi?!😂😂 Adam iyice delirdi. Sonra biz Türkçe söylenmeye başlayınca da gitti. Bu da böyle bir anımızdır. Sigara içicekseniz de kuytu köşe bir yer bulun için.

Aslında burayı kapsamlı bir Türk rehberle gezmek mantıklı olabilir, çünkü adamlar maalesef şehirdeki tek ve nadide yapılarına turistleri bilgilendirmek için hiçbir alet koymamışlar. Ne bileyim en azından ses cihazı falan konulmaz mı ya? Yok! Allah’ın çomarları.

 

This is my Greece | Walking around in Monastiraki square below the Acropolis:
Monastraki:

Burası için şehrin kalbinin attığı yer diyebiliriz. İlk bakışta mısır çarşısının girişine benzettim ben. Solda görmüş olduğunuz minaresiz yapı aslında camii. Osmanlı’dan kalma. Tabii hemen yok etmişler minareyi. Şu an kilise de değil. Öyle duruyor işte. Çomar bunlar yav vallahi. Sağdaki yer ise metro binası. Arkada kalan kısımlarda çok hoş kafeler ve Flea Market dedikleri aslında tahtakale çarşısı olan yer bulunuyor. Atina’ya gelince yolunuz buraya çok düşecek.

Ulusal Parlemento Binası – Yani Çipras’ın evi.

 

Syntagma Meydanı:


Fotoğrafın rezilliği için kusura bakmayın ama alelacele çekmek zorunda kaldım.  Syntagma meydanı yine çok çok ünlü meydanlarından. Aslında Atina’nın Taksim’i olarak biliniyor. Her ne kadar ilk bakışta burası mı Taksim şimdi? efekti uyandırsa da her giden blogger öyle diyor 😀 Sizden rica ediyorum Atina’yı abartan bloggerlara inanmayın. Şu meydanı öyle bir anlatıyorlar ki, sanırsın New York.
Parlemento Binası ve önündeki havuz dışında hiçbir şey yok. HİÇBİR ŞEY.  Tek ünü, isyanlara ve grevlere sahne olması.

Amaaaaaaa, burayı görmenizi sağlayacak bir nokta var ki işte o da Parlemento Binasının önünde gerçekleşen nöbet değişimi töreni. Saat başı nöbet değişimi oluyor. Aşırı komik 🙂 Ayaklarını ve ellerini 90 derecelik açıyla kaldırıp bir şeyler söylüyorlar falan, öldüm gülmekten. Bir video çekmiştik, bulabilirsem aşağıya eklerim. Siz de bu komediye bir bakın 🙂 Askerlere giydirdikleri kıyafetlere bir bakın! Asker ponponlu ayakkabı giyer mi yahu!

Yaşasın şanlı Türk askeri be! 🇹🇷

Nöbet Değişimi videosu 🙂 ↙️


Plaka Bölgesi:
Atina gençliğinin buluşma noktası olarak da tabir edebileceğimiz bu bölgede birbirine sıkışmış evler ve kafelerden başka hiçbir şey göremeyeceksiniz. Sadece merdivenleri tırmandıkça yukarıdan Yorgos’ları Kostas’ları kesebilirsiniz. Çünkü bence Yunan gençliği de öyle yapıyor! 🙂 Yunanistan’ın meşhur içeceği Frappe ya da biraz serinlemek isterseniz dondurma sipariş ederek öğlen ya da akşam molalarınızda Plaka bölgesinde vakit geçirebilirsiniz. Biz burada Yasmine diye bir kafede oturduk. İç dekorasyonu çok hoş bir mekandı.

Plaka Bölgesindeki sıkışık kafelerde tembel Yunan gençliği vakit geçiriyor 🙂

 

Kolonaki:

Son olarak da Kolonaki’den bahsedelim. Burayı gitmeden önce birçok blogda okumuştuk. Şöyle Nişantaşı böyle Ortaköy vs. Evet aslında o geniş caddeyi, lüks ve tarihi apartmanları görünce bir an Nişantaşı’nı anımsatıyor size. Ama biraz vakit geçirince orası olmadığını anlıyorsunuz. Biz gece 12 civarları gittiğimizden pub’ların olduğunu bir bölgede bulunduk. Şık giyimli Kostas’lar ve yüksek topuklu Eleni’ler arasından süzüldük 🙂 En beğendiğimiz mekan da, T5 isimli bir mekan oldu. Müzikleri, ambiyansı falan gayet hoştu. Lüks butikleri ve global markaları bulabileceğiniz uzun bir caddenin içinde bulunan Kolonaki’yi sizin de gece ziyaret etmenizi öneririm 🙂

Kayrakgiller again 🌟

Genel olarak bizim Atina gezimiz böyleydi. Son gün çok fazla yağmur yağdığından dolayı Zeus Tapınağına ve Ulusal Park’a gidemedik. Sizin vaktiniz olursa ziyaret edebilirsiniz. Atina yeme-içme olarak zaten Türkiye’ye çok yakın olduğundan hiçbir şekilde zorluk çekeceğinizi sanmam. ama yine de ben birkaç tavsiye vereceğim. Uyup uymamak size kalmış artık! 🙂

🥙 İyi bir gyros (yunan döneri): Savvas (3,4 euro)

🍦 İyi bir dondurma: Da Vinci Gelato (2 top şekilli külahta 5 euro)

🍳 İyi bir kahvaltı: Mama Roux (Pazar günleri 12.30-14.30 arası brunch veriyorlar, ben görseldeki pankeki yemiştim 6 euro idi)

🍰 İyi bir tatlıcı: Lukumades (Yani lokma 🙂 , ama bizden biraz farklı olarak üzerine krema, dondurma vs koyup servis ediyorlar 4,5 euro)

🍽 Eğlenceli bir akşam yemeği: Kotili (Turistik bir bölgede olduğu için fiyatlar bir tık pahalı ama garsonlar çok samimi olduğundan tercih edilebilir)

🥂 Gece takılmacalar: T5 

Atina yazısı bitti arkadaşlar. Buraya kadar okuyan herkese teşekkürler. Darısı başınıza!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir